Kayıtlar

Et mi, Balık mı, Tavuk mu?

Çarşı tıklım tıklım; Gençlerbirliği maçı için gereksiz kalabalık bir ortam oluşmuş. Gündüz maçına hasret kalmış taraftar, çarşıyı da stadı da doldurmuş. Fakat bundan bihaber bir takım, bir teknik direktör ve bir yönetici ordusu var. Hâlâ yayıncı kuruluşa bir şeyler söylüyorlar. Halbuki oraya gelene kadar çözülmesi gereken milyonlarca sorun, kocaman bir açıklama bekleyen milyonlar var. Ne Oynadık ki Ne Bekliyoruz Sahada ne bir plan var ne bir ruh. Topa sahip olmakla oyun kurmak arasındaki farkı hâlâ çözememiş bir takım, tribünleri dolduran binlerce insanın ne beklediğini anlamıyor. Beklentimiz büyük değil aslında; sadece mücadele, sadece aidiyet. Ama ne oynadığımız belli değilken, neyi beklediğimiz de muamma. Taraftar sabırlı, ama sabır da bir yere kadar. Yine miskin, ruhsuz, temposuz bir oyun. Dünkü ilk yarı tam anlamıyla bir çöp. İlk yarıda oynanan oyun kabul edilebilir bir seviyede bile değil. Oysa sen iki sezondur ligde dominasyon kurmuş, şampiyon olmuşsundur ve hafta içi çok önemli...

Umutlarımı Almayın

Herhalde cumartesi sabahı biri kalkıp “Beşiktaş–Galatasaray maçı berabere bitecek” dese, bütün Beşiktaşlılar bu skoru kabul ederdi. En azından “rakiple aramız açılmadı” derlerdi. Fakat hayat farklı işliyor ve evdeki hesap çarşıya uymuyor. Maç sonunda bir puana üzülen taraf Beşiktaş olurken, Galatasaray tek puanı kazandığına seviniyordu. İlk 35 Dakika: Sojkaer’den Esintiler Beşiktaş, özellikle Şenol Güneş’in ikinci döneminden beri büyük maçlarda çok akıllı oynuyor. Son üç sezondur ise dominant oyundan ziyade geçiş hücumlarıyla—yani eski tabirle kontra ataklarla—büyük maçlarda genelde istediği skoru almayı başarıyor. Dün de bu tablo değişmedi. Özellikle ilk 35 dakikada topu rakibe bırakarak ve genelde 4-2-4 baskısıyla Galatasaray’ı karşıladık. Topu bilinçli şekilde Uğurcan’a yönlendirip oyun kurmasını engelledi ve buradan yakaladığı ataklar ile kornerler sayesinde ilk 12 dakikada oldukça etkili oldu. Bu dönemde Orkun’un serbest sekiz rolünde oynaması takımı ciddi şekilde ivmelendirdi. Bu...

Alice Harikalar Diyarında Beşiktaş Değil

Beşiktaş, uzun bir aradan sonra hem Kayseri’de hem de İnönü’de üst üste galip gelerek bazı eşikleri aştı. Bu eşikleri aşarken Rafa Silva’yı da denklemin içine soktu. Özellikle Kayserispor maçı ve Kocaelispor maçının ilk 10 dakikası, Beşiktaş ve taraftarlar için adeta Alice Harikalar Diyarında gibiydi. Fakat Beşiktaş da Alice gibi Harikalar Diyarında kalamadı; kronik hastalığı olan kontak kapatma ve miskinlik devam etti. Orkun Durdu Takım Durdu Kayseri maçında takımın biraz toparlanmış olması, dar rotasyon ve Rafa Silva’nın yükselişiyle birlikte, Kayseri’nin gücünün Beşiktaş’a yetmemesiyle harika bir 90 dakikanın yaşandı. Bu maçtan alınan ivme, Kocaeli maçında da devam etti. Özellikle ilk 10 dakikada Orkun’un etkileyici oyunu ve baskısı dikkat çekti . Takım, rakibi karşılarken 4-2-4 şeklinde dizilerek etkili bir baskı kurdu. İlk 10 dakikada sergilenen harika oyunla skor 2-0’a geldi. Cerny, Bilal, Rafa herke ama herkes harikaydi. Herkes gibi ben de Alice Harikalar Diyarında olduğumuzu sa...

Izdırap, Kan, Ter ve Gözyaşı

Dün akşam İzmir’de Beşiktaş için fevkalade kötü bir gece yaşandı. Artık anlaşıldı ki her şeyin temeline inip işin abc’sinden başlamak gerekiyor. Bunu yaparken Sergen Yalçın ve Serkan Reçber’e güvenerek yol almamız şart. Önümüzde çetin, engebeli bir yol var ama buradan en az hasarla çıkıp gerekli yapılanmayı gerçekleştirmemiz gerekiyor. Hoca’nın teşhisi doğru, uygulaması yanlış Hoca’nın maç sonunda söylediği gibi, hakeme gelene kadar takımın çok daha temel sorunları var. Özellikle fizik kapasite ve atletiklik konusunda eksikler gözle görülüyor. Bu noktada hocanın yaptığı teşhis kesinlikle doğru. Ancak uygulamada farklı tercihler yapılabilirdi. Örneğin uzun süredir sakatlık problemi yaşayan Necip veya sakatlık riski yüksek olan Paulista yerine, daha farklı çözümler düşünülebilirdi. Teşhis %100 doğru ama uygulama yanlış. Hoca “kadro eksiği var” diyebilir, bunda haklı da olabilir. Ama o zaman yetenekten kısaabilirdi. Zaten Necip futbol yeteneği açısından ortalama altı bir oyuncu; onun yeri...

Siyah Beyaz Bir Aşk Hikayesi

Cumartesi akşamı Beşiktaş taraftarı, sevgilisi Sergen Yalçın’a kavuştu. Sergen Yalçın da taraftarını yanıltmadı. Takım, domine ederek Başakşehir’e üstünlük kurdu. Sergen hoca da her alanda taraftarını ve öğrencilerini yalnız bırakmadı. Ancak takımın “uykuya dalma ve oyundan kopma” alışkanlığı devam ediyor. Bu durum beceriksizlikle birleşince Kara Kartal çok zor dakikalar geçirdi. Ben Beyaz, ilk 30 dakika Alanyaspor maçının ikinci yarısı ve Başakşehir karşılaşmasının ilk 30 dakikası, Şenol Güneş döneminden bu yana görülmemiş derecede aktif bir hücum ve bunu tetikleyen etkili bir hücum presiyle dikkat çekti. Özellikle Rafa’yı Abraham’ın yanına atarak, klasik 4-4-2 dizilişiyle savunmada konumlanmaya çalışıp, yoğun bir hücum presiyle çok hızlı top kaparak ilk 30 dakikada üstünlük kurdu. Bu bölümde Cerny, sağ iç gibi ya da hocanın tabiriyle “8 numara” gibi oynarken; sağdan Gökhan Sazdağı, soldan ise Juresek'i hücuma katıldı. Zaman zaman ikili, zaman zaman da Salih’i sağ stopere veya ort...

Kan, Ter, Gözyaşı: Baskı, Hücum ve Dominasyon

Resim
Beşiktaş yönetimi, Lozan maçındaki silik oyun, mental tükenmişlik ve yenilgiden sonra Ole Gunnar Solskjær ile yollarını ayırarak, takımın başına Beşiktaş’ın son şampiyon teknik direktörü Sergen Yalçın’ı getirdi. Peki, Sergen Yalçın Beşiktaş için neler vaat ediyor? Bu yazımda, Yalçın’ın takıma kazandırmayı hedeflediği oyun anlayışından, mental dönüşüm stratejilerinden ve taraftarın beklentilerine nasıl yanıt vereceğinden bahsedeceğim. Baskı, Hucüm ve Dominasyon:  Sergen Yalçın ile birlikte takım düzeninin değişeceği kesin. Kağıt üzerinde tek bir altı numarayla oynanan 4-1-4-1 sistemi, iki bek ve iki stoperden oluşan klasik savunma dörtlüsüyle sahaya yansıtılacak gibi görünüyor. Bu sistemin uygulamasını, zaten şampiyon olduğumuz son sezonda net bir şekilde görmüştük. O dönemki başarı, bu düzenin hem savunma dengesini hem de hücum geçişlerini ne kadar iyi desteklediğini ortaya koymuştu. Kağıt üzerinde 4-1-4-1 gibi sade bir diziliş görünse de, Sergen Yalçın’ın önceki uygulamalarında gö...

Yalancı Bahar

21.30’da Dolmabahçe’de ilk düdük çaldığında, takım adeta aç kartallar gibi sahaya yayılıyor. Bir İngiliz takımı edasıyla hücum presi yapıyor; gol atıyor, gol kaçırıyor. Tribünler coşkulu: “Şampiyon Beşiktaş!” sesleri gökyüzüne karışıyor. İnönü’de, bir Ağustos akşamının bahara göz kırptığı gecede, herkes nisanları mayısları yaşarken, 20. dakikadan sonra birden fırtına kopuyor; kara kış geri geliyor. Ama 65. dakikadan itibaren yeniden güneş doğuyor. Sahada umut, tribünde tutku... Ve 90+6’da gelen gol, her şeyi tamamlıyor. Rafa: Hücumda İkinci Forvet, Baskıda Orta Saha Mevcut takım mühendisliğinde Rafa, Beşiktaş için bir lüks konumuna düşüyor. Orta sahaya yerleştirildiğinde, savunma merkezindeki denge bozuluyor. Çift forvetli bir düzen oynamadığımız için kanada kaydırıldığında ise bu kez kanat savunmasında açıklar göze çarpıyor. Özellikle sol kanatta, Rafa’nın bulunduğu bölgeden çok sayıda atak yiyoruz. Hücumda katkı sağlasa da, savunma geçişlerinde takımın yapısını zorluyor. Teknik ekip,...