Izdırap, Kan, Ter ve Gözyaşı

Dün akşam İzmir’de Beşiktaş için fevkalade kötü bir gece yaşandı. Artık anlaşıldı ki her şeyin temeline inip işin abc’sinden başlamak gerekiyor. Bunu yaparken Sergen Yalçın ve Serkan Reçber’e güvenerek yol almamız şart. Önümüzde çetin, engebeli bir yol var ama buradan en az hasarla çıkıp gerekli yapılanmayı gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Hoca’nın teşhisi doğru, uygulaması yanlış

Hoca’nın maç sonunda söylediği gibi, hakeme gelene kadar takımın çok daha temel sorunları var. Özellikle fizik kapasite ve atletiklik konusunda eksikler gözle görülüyor. Bu noktada hocanın yaptığı teşhis kesinlikle doğru.

Ancak uygulamada farklı tercihler yapılabilirdi. Örneğin uzun süredir sakatlık problemi yaşayan Necip veya sakatlık riski yüksek olan Paulista yerine, daha farklı çözümler düşünülebilirdi. Teşhis %100 doğru ama uygulama yanlış. Hoca “kadro eksiği var” diyebilir, bunda haklı da olabilir. Ama o zaman yetenekten kısaabilirdi. Zaten Necip futbol yeteneği açısından ortalama altı bir oyuncu; onun yerine Emirhan’ı koyabilirsin, üç stoperle çıkarsın, bunlardan biri orta sahada oynar. Hoca’nın dün beğenmeyip oynatmadığı Djalo belki de takımın en atletik oyuncusu. Hoca uygulama sınıfta kaldı. 

Bunun dışında Rafa’nın isteksizliği ve Tammy Abraham’ın son hamleyi yapamaması, hatta biraz da çekingen kalması dikkat çekiyor. Bunlar da hocanın çözmesi gereken diğer sorunlar arasında.

Dün bir kez daha gördük ki, Sergen Yalçın’ın elinde sihirli değnek yok. Belki de bile isteye bazı şeyleri göstermek için yanlış tercihlere gidiyor. Benzerini sevgili hocamız Şenol Güneş de yapardı.

Artık teşhisler belli, sportif direktörümüz de belli. Bundan sonrası tamir süreci. Görünen o ki bu süreç tüm sezon devam edecek. Umarım gelecek sezona sarkmaz. En azından bu sene gelişim kaydedip daha mütevazı hedeflere, mesela Türkiye Kupası’na ulaşabiliriz.

Yazarın Notu: 

Bu takıma iki kez Şenol Güneş geldi, şimdi Sergen Yalçın ikinci dönemine geçti. O zaman Şenol Güneş veya Sergen Yalçın gitmeseydi, bugün bundan daha kötü bir durumda olmazdık. Artık muhalif durmaktan vazgeçmeli ve Serkan Reçber–Sergen Yalçın ikilisine güvenmeliyiz. 

Eğer camiada veya taraftar arasında Sergen Yalçın’ı kısa vadede görevden alıp başka bir modele geçilecek düşüncesi varsa, mesela Önder Özen yönetimi gibi, o zaman Sergen hocaya da yazık bugünden teşekkur edilmeli ve bu sefer Önder Özen öğütmeliyiz. Daha sonrada bir başkasını. 

Fikret Orman geldiğinde ne para vardı ne de vizyon. Sayın Seba geldiğinde cebinde yalnızca Fulya’nın tapusu vardı. Ama ikisi de farklı açılardan benzer planlara tutundular ve Beşiktaş’ı aydınlık zamanlara taşıdılar.

Kimse bu yolun çiçek bahçeleriyle çevrili olduğunu söylemedi. Başkan da çıkıp taraftara artık ızdırap, kan, ter ve gözyaşı vaad etmeli ve Sergen Yalçın–Serkan Reçber modeline sıkı sıkıya sarılmalı. Artık istikrar gerekiyor. Belki böylece Arsenal veya Liverpool yaptığı gibi düzlüğü çıkarız ve o zaman rakiplerimiz bize özenir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kan, Ter, Gözyaşı: Baskı, Hücum ve Dominasyon

Deveye Sormuşlar Neden Boynun Eğri Diye

Siyah Beyaz Bir Aşk Hikayesi