Alice Harikalar Diyarında Beşiktaş Değil
Beşiktaş, uzun bir aradan sonra hem Kayseri’de hem de İnönü’de üst üste galip gelerek bazı eşikleri aştı. Bu eşikleri aşarken Rafa Silva’yı da denklemin içine soktu. Özellikle Kayserispor maçı ve Kocaelispor maçının ilk 10 dakikası, Beşiktaş ve taraftarlar için adeta Alice Harikalar Diyarında gibiydi. Fakat Beşiktaş da Alice gibi Harikalar Diyarında kalamadı; kronik hastalığı olan kontak kapatma ve miskinlik devam etti.
Orkun Durdu Takım Durdu
Kayseri maçında takımın biraz toparlanmış olması, dar rotasyon ve Rafa Silva’nın yükselişiyle birlikte, Kayseri’nin gücünün Beşiktaş’a yetmemesiyle harika bir 90 dakikanın yaşandı. Bu maçtan alınan ivme, Kocaeli maçında da devam etti. Özellikle ilk 10 dakikada Orkun’un etkileyici oyunu ve baskısı dikkat çekti . Takım, rakibi karşılarken 4-2-4 şeklinde dizilerek etkili bir baskı kurdu. İlk 10 dakikada sergilenen harika oyunla skor 2-0’a geldi. Cerny, Bilal, Rafa herke ama herkes harikaydi. Herkes gibi ben de Alice Harikalar Diyarında olduğumuzu sandım ve bir Hatayspor maçı yaşanacağı yanılgısına düştüm.
Doğal olarak, ilk 10 dakikada aşırı efor sarf eden Orkun yavaş yavaş oyundan düştü. Orkun’la birlikte takım da düşüşe geçti. Yediğimiz gol dışında net bir pozisyon vermesek de, sanki bir Anadolu takımı gibi topu Kocaeli’ye bıraktık ve yine Gözetepe maçındaki miskin, temposuz, yavaş oyunumuza döndük.
Bu oyuna Kocaeli cevap veremese de, ligimizde buna karşılık verebilecek takımlar var. Özellikle haftaya deplasmanda oynayacağımız Galatasaray gibi. Orkun ile birlikte takımın düşmesi gayet normal; çünkü Orkun Beşiktaş için adeta bir lokomotif oyuncu. Duyduğu aidiyetle ekstra efor sarf ediyor. Elbette bir takım 90 dakika boyunca baskıyla oynayamaz. Fakat tek başına Orkun da yetmez. Son maçlarda yaptığı skor katkısıyla Rafa da bu görevi Orkun’la paylaşmaya başladı. Ancak Abraham’ın, Cerny’nin, hatta Bilal’in ve Ndidi’nin daha fazla oyunun içinde olup daha etkili olmaları gerekiyor.
Özellikle Abraham, bal yapmayan arı gibi. Bence Ndidi de çok fazla gölge markaj yapıyor ve sert baskı uygulamıyor.
Takım yavaş yavaş toparlanıyor ama bu toparlanma sürecinde Göztepe ve Galatasaray gibi zorlu rakiplerle karşılaşacağımız maçlar bizi kırabilir. Bu kırılmaları yaşamadan, en azından yenilgi almadan ilerlemeliyiz. Hele ki Galatasaray ve eksik olan Konya maçlarını kazanırsak, belki bir yerlerde yavaş yavaş şampiyonluktan bahsetmeye başlayabiliriz. Fakat her maçta gelişmemiz ve aktif oyun oynamamız şart. Bu ikisini yapamazsak Alice Harikalar Diyarında kalır biz değil.
Yazarın Notu:
Sol kanat bir şekilde idare ediyor. Bilal, Jurešek ve Rafa orayı götürüyor. Zaten Sergen Hoca, bence sol kanatta tam bir kanat profili istese de (Nkudu gibi), o bölgede bitirici forvetleri de seviyor. Sağ kanatta ise alternatif bol; her türden oyuncu mevcut. Fakat almadığımız 6/8 numara ile stoper, inşallah canımızı sıkmaz. Çünkü Orkun gereğinden fazla eforla oynuyor ve bu da bir noktada takımı etkiliyor.
Cengiz, Milot veya Jota form tutmadığı sürece Cerny’yi kısa vadede 8 numarada göremeyeceğimiz gibi, hocanın da daha dinamik bir 6/8 numara arayışı olduğunu düşünüyorum. Sevgili başkanın ilk dediği gibi, “Yapmadığımız transfer bizi daha çok geriye götürür” sözü gerçek oldu ve teşhis başka yerlerde arandı. Umarım birileri en kısa sürede teşhisleri koyar ve Harikalar Diyarının kapıları Beşiktaş için sonuna kadar açılır.
Yorumlar
Yorum Gönder