Kan, Ter, Gözyaşı: Baskı, Hücum ve Dominasyon

Beşiktaş yönetimi, Lozan maçındaki silik oyun, mental tükenmişlik ve yenilgiden sonra Ole Gunnar Solskjær ile yollarını ayırarak, takımın başına Beşiktaş’ın son şampiyon teknik direktörü Sergen Yalçın’ı getirdi.

Peki, Sergen Yalçın Beşiktaş için neler vaat ediyor?

Bu yazımda, Yalçın’ın takıma kazandırmayı hedeflediği oyun anlayışından, mental dönüşüm stratejilerinden ve taraftarın beklentilerine nasıl yanıt vereceğinden bahsedeceğim.

Baskı, Hucüm ve Dominasyon: 

Sergen Yalçın ile birlikte takım düzeninin değişeceği kesin. Kağıt üzerinde tek bir altı numarayla oynanan 4-1-4-1 sistemi, iki bek ve iki stoperden oluşan klasik savunma dörtlüsüyle sahaya yansıtılacak gibi görünüyor.
Bu sistemin uygulamasını, zaten şampiyon olduğumuz son sezonda net bir şekilde görmüştük. O dönemki başarı, bu düzenin hem savunma dengesini hem de hücum geçişlerini ne kadar iyi desteklediğini ortaya koymuştu.


Kağıt üzerinde 4-1-4-1 gibi sade bir diziliş görünse de, Sergen Yalçın’ın önceki uygulamalarında gördüğümüz gibi bu yapı sahada oldukça dinamik bir forma bürünüyor.
Örneğin, bir beki (N'Sakala gibi) çakılı oynatıp diğer beki ileri çıkararak tüm kanadı ona bırakması, hücumda üçlü savunma düzenine geçişi mümkün kılıyor. Bu sayede Ghezzal gibi oyuncular sağ kanattan içeri kat ederek oyun kurabiliyor.
Sol kanatta ise bazen Larin gibi bir forvetle çift santrfor etkisi yaratılıyor, bazen de N'Koudou gibi klasik bir kanat oyuncusuyla genişlik sağlanıyor.
Larin oynadığında ise Aboubakar’ın rolü değişiyor; klasik bir 9 numaradan çok, bağlantı kuran, organizasyona katkı sağlayan ve skor üreten bir “9.5” gibi sahada yer alıyor.
Kağıt üzerinde karmaşık gibi görünen bu yapı, sahada sade ve etkili bir düzene dönüşüyor. Sergen Yalçın’ın bu esnek ve oyuncu odaklı yaklaşımı, Beşiktaş’ın hücum çeşitliliğini artıran en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Bu sayede Beşiktaş, baskılı ve dominant bir oyunla rakip ceza sahasının çevresine oyunu yıkabiliyor.



Mevcut kadroda, Sergen Yalçın’ın oyun sistemine uyum sağlayabilecek oyuncular mevcut. Rafa Silva, forveti çiftlereyek Larin gibi “arka direk golcüsüne” dönüşebilir. Abraham, her ne kadar tam anlamıyla Aboubakar olmasa da, Eyüpspor maçında Orkun’a verdiği pasla bağlantı istasyonu rolünü üstlenebilir. Ayrıca, N'Sakala’nın geçmişte yaptığı gibi Taylan ters kanatta savunma görevini üstlenebilirken, Rosier’in hücum katkısını Ridvan diğer kanatta sağlayabilir. Bu yapı, Sergen Yalçın’ın asimetrik bek kullanımı ve hücumda genişlik yaratma stratejisiyle birebir örtüşebilir.

Ancak hala eksik görünen bazı noktalar var. Özellikle oyun kurucu özelliklere sahip bir kanat oyuncusu ve hem skorer hem servisçi rolünü üstlenebilecek bir diğer kanat, ilk etapta göze çarpan eksiklikler arasında yer alıyor.
Bu noktada El Bilal Touré’nin yedek santrfor olarak konumlandırıldığını ve Sergen Yalçın’ın onu bu şekilde kullanmayı planladığını düşünürsek, hücum hattında çeşitliliği artırmak adına kanat rotasyonunun daha dengeli ve üretken hale gelmesi şart. 

Sürprizler ve Teknik Zekâ: Sergen Yalçın’ın Şapkası


El Bilal Touré’nin yedek santrfor olarak düşünülmesi doğal bir beklenti olabilir. Ancak Sergen Yalçın’ın geçmişteki sürpriz hamlelerini göz önünde bulundurursak, belki de Touré için bambaşka planları vardır.
Kim bilir, belki şapkadan tavşan değil; fil ya da deve çıkarır.

Taraftar ve Beklentisi:

Beşiktaş taraftarı; kırılgan olmayan, baskılı oynayan, hücum eden, mücadeleci, miskinlikten ve pasiflikten uzak, kazanan ya da en azından kazanmayı dert edinen bir takım bekliyor. Sonrasında ise bu takımın yarışmacı bir kimlik kazanmasını istiyor.
Bu yapı oluştuğunda, taraftar ve takım birleştiğinde Beşiktaş, kendisinden üstün kadrolara karşı defalarca üstünlük sağlamıştır.
Ancak önce, kendisinden üstün olmayan 15 rakibini yenmesi gerekiyor. Taraftarın Sergen Yalçın’dan en büyük beklentisi tam olarak budur.


Yazarın Notu: 

Sergen Yalçın’dan başka alternatiflere yönelmenin daha doğru olacağını düşünen bir kişi ve taraftar olarak, artık Sergen Yalçın göreve geldikten sonra ona destek olmanın ve elimizdeki olumlu özellikleri öne çıkarmamız gerektiğine inanıyorum.
Aykut Kocaman’ın dediği gibi, bazı çiçekler bazı topraklarda yetişmez. Ama biz Beşiktaş taraftarları ve destekçileri olarak, Sergen Yalçın ve Beşiktaş çiçeğinin bu topraklarda yeşermesini sağlamak zorundayız.
Bunu ısrarla ve azimle yapmalıyız. Sergen Yalçın’ın düşmesine izin vermeden, bu desteği sürdürdüğümüz sürece, onun Beşiktaş çiçeğini büyük bir özenle ve başarıyla yetiştireceğine yürekten inanıyorum… ve belki de en çok, buna inanmak istiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deveye Sormuşlar Neden Boynun Eğri Diye

Siyah Beyaz Bir Aşk Hikayesi