Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kan, Ter, Gözyaşı: Baskı, Hücum ve Dominasyon

Resim
Beşiktaş yönetimi, Lozan maçındaki silik oyun, mental tükenmişlik ve yenilgiden sonra Ole Gunnar Solskjær ile yollarını ayırarak, takımın başına Beşiktaş’ın son şampiyon teknik direktörü Sergen Yalçın’ı getirdi. Peki, Sergen Yalçın Beşiktaş için neler vaat ediyor? Bu yazımda, Yalçın’ın takıma kazandırmayı hedeflediği oyun anlayışından, mental dönüşüm stratejilerinden ve taraftarın beklentilerine nasıl yanıt vereceğinden bahsedeceğim. Baskı, Hucüm ve Dominasyon:  Sergen Yalçın ile birlikte takım düzeninin değişeceği kesin. Kağıt üzerinde tek bir altı numarayla oynanan 4-1-4-1 sistemi, iki bek ve iki stoperden oluşan klasik savunma dörtlüsüyle sahaya yansıtılacak gibi görünüyor. Bu sistemin uygulamasını, zaten şampiyon olduğumuz son sezonda net bir şekilde görmüştük. O dönemki başarı, bu düzenin hem savunma dengesini hem de hücum geçişlerini ne kadar iyi desteklediğini ortaya koymuştu. Kağıt üzerinde 4-1-4-1 gibi sade bir diziliş görünse de, Sergen Yalçın’ın önceki uygulamalarında gö...

Yalancı Bahar

21.30’da Dolmabahçe’de ilk düdük çaldığında, takım adeta aç kartallar gibi sahaya yayılıyor. Bir İngiliz takımı edasıyla hücum presi yapıyor; gol atıyor, gol kaçırıyor. Tribünler coşkulu: “Şampiyon Beşiktaş!” sesleri gökyüzüne karışıyor. İnönü’de, bir Ağustos akşamının bahara göz kırptığı gecede, herkes nisanları mayısları yaşarken, 20. dakikadan sonra birden fırtına kopuyor; kara kış geri geliyor. Ama 65. dakikadan itibaren yeniden güneş doğuyor. Sahada umut, tribünde tutku... Ve 90+6’da gelen gol, her şeyi tamamlıyor. Rafa: Hücumda İkinci Forvet, Baskıda Orta Saha Mevcut takım mühendisliğinde Rafa, Beşiktaş için bir lüks konumuna düşüyor. Orta sahaya yerleştirildiğinde, savunma merkezindeki denge bozuluyor. Çift forvetli bir düzen oynamadığımız için kanada kaydırıldığında ise bu kez kanat savunmasında açıklar göze çarpıyor. Özellikle sol kanatta, Rafa’nın bulunduğu bölgeden çok sayıda atak yiyoruz. Hücumda katkı sağlasa da, savunma geçişlerinde takımın yapısını zorluyor. Teknik ekip,...

İzahı Olmayan Şeyin Mizahı Olur

Dün Dolmabahçe’de bıkkın bir kalabalık vardı. Statta yer yer geniş boşluklar göze çarpıyordu. Sahadaki oyuncular ise taraftardan daha bıkkın gibiydi; sanki üzerlerinde ölü toprağı varmışçasına sahadaydılar. Halbuki kendilerini görkemli bir galibiyetle taraftara affettirme fırsatları varken, zoru başarıp umutsuzluk çukuruna bir taş daha attılar. Takım, Hoca ve Yönetim Yönetimin bazı kararları ve izlediği "fırsat transferlerini ucuza alma" yaklaşımı nedeniyle, takımın kadro yapılanması rakiplerine kıyasla oldukça eksik ve geride kaldı. Ancak dün sahada ortaya çıkan manzara, ne transfer politikasıyla, ne taktikle, ne de takım kalitesiyle açıklanabilecek bir durumdu. Dünün izah edilecek bir tarafı yoktu. Futbolcular savruk, isteksiz ve lakayttı. Teknik kadro ise karar vermekten aciz, alternatif üretemez bir haldeydi. Sahada ne bir taktik ne de bir disiplin vardı. Yönetim, rakiplerle yarışmak için yıldız transferlerinin peşinde koşuyor. En basitinden, sahada faul yapıp rakibi durd...