Kumaş Kısa, Elbise Küçük
Temmuzun ortaları, Dolmabahçe’de bir karnaval havası var. Beşiktaşlılar kaderlerini değiştirdiklerini düşünüyor. Sahanın ortasında genç bir çocuk üçlü çektiriyor. Herkes yükseklerden uçuyor: şampiyonluklar, UEFA finalleri...
Orkun’un transferi kucağımıza düştü, planları altüst etti gibi görünüyor. Fakat Beşiktaş’ın ne transferde ne de sahada hiçbir planı yokmuş gibi hareket ediyor.
Taktikle Açıklamak Mümkün Değil
Beşiktaş maça, biri 10 numaradan, diğeri ise 8 numaradan bozma iki kanatla başladı. Sahaya bakıldığında tek net olan, takımın Rafa Silva’yı ikinci forvet gibi kullanarak bir 4-4-2 varyasyonu oynadığıydı.
Shakhtar her zamanki gibi kapanmış, eforsuz yani rahat bir şekilde savunma yapıyor. Aynı şekilde, elini kolunu sallayarak hücum ediyor. Sanki Shakhtar büyük abi, biz küçük kardeş gibiyiz. Shakhtar istediğinde oynuyor, istediğinde dinleniyor.
Sahada Beşiktaş adına bir taktikten bahsetmek mümkün değil. Takım çok durgun; eğer bir şeyler varsa bile, bunu uygulayabilen yok gibi.Sahada atletik olanın tekniği, teknik olanın ise atletik özelliği yok. Bu da Beşiktaş özelinde durgunluğu getiriyor.
Tıkandığı noktada, Abraham’a da şisiren yok; çünkü sahada öyle bir futbolcu yok. İnisiyatif alan da yok. Demir Ege, Kartal Kayra, Rafa, Muci ve diğerleri sanki başka başka düzenlerin oyuncuları gibi. Ama hasbelkader bir araya gelmişler. Bir plan yok bir vizyon yok. Belki başka bir düzende, başka bir takımda iyi bir parça olabilirler; ama şu anda taşıyıcı bir parça değil, yardımcı roldeler.
Lokomotif Eksik, Vagonlar Dağınık
Takıma acil olarak lokomotif, takımı çekecek oyuncular lazım. İlla hepsinin dünya yıldızı olması şart değil. Atiba da dünya yıldızı değildi ama 10 yıl boyunca takımı sürükledi, standardını belirledi. Beşiktaş’ın standardı Kartal Kayra ya da Necip olmamalı; Atiba, Ghezzal, Josef, belki Q7, belki Marcelo olmalı.
A’dan Z’ye her mevkiye takviye şart. Bu tur, yapılamayan transferler nedeniyle yönetime yazar.
Takviyeler geldikten sonra hoca konuşulur. Şu anda hocayı eleştirmek yanlış ve adaletsiz olur. Kadro tam hale geldikten, kanatlar ve 6 numara düzeni oturduktan sonra değerlendirme yapılabilir. Yani hocanın elindeki kumaş kısa; yaptığı gömlek de doğal olarak küçük kalıyor. Ayrıca, eğer hoca gidecekse, o zaman neden sezon başında gitmedi?
Beşiktaş aynı düzende devam ediyor. Ya hocası kötü ya da kadrosu; ve bu iki durum birbirini tetikliyor. Sergen Yalçın ile şampiyon olduğumuz sezon açıkça gösterdi ki, bizi ileriye taşıması gereken o başarı, tam tersine büyük bir yanılsama yarattı. O yanılsama, bizi çok geriye attı ve vizyonsuz yapılarla uzun zaman kaybetmemize neden oldu.Artık bu vizyonsuz yapılar Beşiktaş için kanıksanmış ve içinden çıkılamaz bir hale gelmiş durumda.İnşallah Serdal Başkan da bu girdaba düşmez.
Yazarın Notu:
Sergen Yalçın’ın adı, bu maçla birlikte kulislerde çok yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Ancak eğer bir değişiklik olacaksa, bu kesinlikle ve kesinlikle yeni yüzlere ve vizyonlara yönelerek yapılmalı. Zaten bir hoca değişikliği olacaksa, Beşiktaş için yabancı hoca dönemi uzun bir süre kapanacak gibi görünüyor. Hem imajımız zedelenecek, hem onlar bizi tercih etmeyecek, hem de biz onları.
Fakat illa Sergen Yalçın ile “eskiler döngüsüne” girilecekse, o zaman Şenol Güneş tekrar denenmeli. Kısaca vizyon ve misyon açısından, Sergen Yalçın’a göre daha stabil ve daha ileri bir noktada. Hem de eğer başarılı olursa, tıpkı bir Anka kuşu gibi hem o hem de biz yeniden doğarız. Başarısız olursa da, bu aşkın tükendiği anlaşılır ve Şenol Güneş’i tarihin sayfalarında güzel bir hatıra olarak gömeriz. Böylece kimsenin başında da Demokles’in kılıcı gibi sallanmaz artık.
Yorumlar
Yorum Gönder